Koçluk Projesi ve Pınar Hanımla tanışmam, olağan TBDGenç toplantıların birinde, o dönemki başkan yardımcımız olan Burcu'nun bize bu konu hakkında bahsetmesi ile olmuştu. Eğer samimi olmam gerekirse ilk başlarda belki hem programın içeriği , hem de Burcu'nun gösterdiği aşırı olumlu tepkiden dolayı biraz soğuk bakmıştım bu projeye. Ancak şunu içtenlikle söyleyebilirim ki, eğer birisi bugün bana koçluk programı hakkında "Nasıldı?" diye bir soru yöneltirse vereceğim tepki Burcu'nun o günkü tepkisinden kat kat fazla olacaktır.
Pınar Hanım, daha ilk haftadan, benim ve katılan arkadaşlarımızın kendisine ve koçluk programına ısınmasını sağladı. Zaten insanın kanının kaynamaması imkansızdı. Gerek Dölarslan Danışmanlğın yeri, iç dizaynı, gerekse bize her hafta gittiğimizde ikram ettikleri, çay ve kahve zevkimiz, kısaca misafirperverliği tek başına bir insanı etkilemeye yeter de artardı bile. Bunların hepsi Pınar Hanım’ın samimiyeti ve bilgisi ile birleştiğinde, her iki haftada bir yaptığımız buluşmalarımızı iple çeker olmuştum.
Tabii ki herşey bundan ibaret değildi. Üzülerek söylüyorum, oraya gittiğimde gerçekten "hedef koymayı" bilmediğimi daha ilk haftadan öğrendim. Programa devam ettiğimizde ben ve arkadaşlarım, kendimiz hakkında doğru düşündüğümüzü zannettiğimiz, bu yüzden üzerinde düşünmeye zaman bile ayırmadığımız pek çok şeyin yanlışlığı ile karşılaştık. Kendi adıma diyebilirim ki -tüm arkadaşlarımın da buna katılacağından şüphem yok- koçluk programı süresince öğrendiklerim sayesinde 3 ay önce ilk defa oraya giden ben ile bugünkü ben arasında büyük bir fark var.
Eğer aklınıza neler öğrendiğimiz hakkında bir soru gelirse kısaca örnekler vermek isterim. Öncelikle "gerçekci" bir hedef koymayı öğrendik daha ilk haftamızda. Bunun peşi sıra hedeflerimiz için aşmamız gereken yolu planlamayı, pozitif beyin fırtınası yapmayı, dar olan zamanımızı etkin bir biçimde kullanmayı,yetkinliklerimizi ve bu yürüyeceğimiz yolda sorunlar ile karşılaştığımızda neler yapmamız gerektiği gibi bir çok temel ama değerli bilgiler öğrendik. Bunların yanı sıra bu program sayesinde kendimizi ve arkadaşlarımızı daha iyi tanıyarak güçlü bir takım ruhu oluşturmuş olduk. Beraberce oynadığımız oyunlar ve Pınar Hanım’ın ödev olarak verdiği küçük mektuplar da beni çok eğlendirdi.
Son olarak, sondan bir önceki buluşmamızda Pınar Hanım’ın bize bir sonraki toplantının son toplantı olduğunu söylediğinde içime ciddi ciddi büyük bir hüznün çöktüğünü söylemek istiyorum. O gün bu iki haftada bir yaptığımız buluşmalarımızın ne kadar değerli olduğunu anladığım andı. Neyse ki, Pınar Hanım bizi ortak belirlediğimiz hedefimize ulaşmak için yürüyeceğimiz bu yolda yalnız bırakmayacağının müjdesini verdi.
Toparlamak gerekirse, kafamda pek çok "acaba" soruları ile gittiğim Koçluk Programına gerçekten gönülden bağlanmış bir şekilde ayrıldım. Burdan öncelikle Pınar Kuyumcu Dölarslan ve bu programın hayata geçmesinde emeği geçen tüm TBD'deki kişilere, özellikle de TBD İstanbul Yönetimi Kurulu’na , teşekkürü bir borç bildiğimi söylemek isterim.
Saygılarımla,
Canberk Eftal Ersoy |